[ Odevi.Org ]

  • 
  • 
  • 


8
Okunma
689
Cevap
1
Soru :

Şeyhi, Fuzuli, Ali Şir Nevai, Şeyh Galip En Önemli Eserleri

Şeyhi, Fuzuli, Ali Şir Nevai, Şeyh Galip Kimdir En Önemli Eserleri ve Özellikleri PERFORMANS ödevim var.
Bölüm: Edebiyat
Durum: Çözüldü
Tarih: 2 yıl önce
0 kişi takip ediyor

Cevap Ver

Verilmiş Cevaplar


En İyi Cevap
2



2 yıl önce # Cevap : Şeyh Galip Eserleri
 
1. DÎVÂN
Tek matbu nüshas9 1252 / 1836 tarihlidir Mısır Bulak matbaasında bastrılımıştır. 380 sahife olan divanının, 124 sahifesi kasideleri, 164 sahifesi gazelleri, 92 sahifesi de Hüsn ü Aşk mesnevîsini meydana getirir.
Dîvânda 30 Kasîde, 71 Tarih, 13 Terci-ibend, 1 Sâkinâme, 8 Müseddes, 19 Tahmis, 2 Muhammes, 1 Tard u Rekb , 11 Rark9, 11 Mesnevî, 1 Bahr-9 Tavîl, 1 Tezkire, 371 Gazel, 1 Mersiye, 2 Lügaz, 43 K9t’a, 63 Rübâ, 70 Beyit, 4 mısra yer alır. ( OKÇU, Naci , age,shf.7) .
 
2. HÜSNÜ AŞK
Gâlib’in en şöhretli eseri olan Hüsnü Aşk mesnevi 2101 beyitten meydana gelmiştir.  Divanla beraber basıldığı gibi ayrıca da basılmıştır. Vasfi Mahir Kocatürk 1961 yılında Hüsn ü Aşk’ı nesre çevirmiştir. Hüsn ü Aşk, Prof, Dr. Hüseyin AYAN ve Prof. Dr. Orhan OKAY son olarak Prof. Dr. M. NURDOĞAN tarafından nesre çevrilmiştir. Şeyh Galip, bu eserinde Nabi’nin Hayrabad Mesnevisinden daha güzel bir eser yazmak amacıyla bu eseri bir iddia neticesinde yazdığını da belirtir.


“Sebk-i Hindi’nin yeni buluşlarıyla eski mazmunları işleyen, fakat gerçekten de hem tasavvuf, hem şiir bakımından tesiri altında kaldığı eserleri bile yapıcı bünyesinde eriten, bu suretle de tek kalan bir eserdir." Galib, bu eseriyle tarikatte visalin gayet çetin eziyetlere tahammüllerle mümkün olabileceğini, seyrin bir mürşit tarafından aydınlatılmayı gerektirdiğini, visden sonra da Hüsn’nün Aşk’tan başka bir şey olmadığını anlatır.


Eserde; Hüsn, Tanrı güzelliğini; Aşk, dervişi; Mekteb-i Edep, tekkeyi; Mollayı Cünun da doğru yolu temsil eden simgelerdir. Eser soyut ve sembolik özellikleri kendisinden önceki mesnevilerden farklı bir özellik taşır.
 
3. ES- SOHBETÜ’S- SÂFİYYE
Köseç Ahmet Dede’nin, Er-risâletü’1-Behiyye Fi tarikati’l-mevleviyye adh risâlesine tahşiyedir. Eser Türkçe’ye de çevrilmiştir.
 
4. ŞERH-CEZÎRE- MESNEVÎ
Yusuf Sîne-Çâk’ın Mesnevî’nin altı cildinden mevzu ve mana bakımından uygun yüzer beyit seçerek altı bölüm olmak üzere tertib ettiği Mesnevî “sinin şerhidir. Henüz basılmamıştır. (1789)


5. MEVELEVİ ŞAİRLERE TEZKİRE
Kütüphanelerimizde birçok yazmaları bulunan bu eserde Gâlib, Mevlevi şâirlerinin hal tercümelerini kısaca yazmış ve bazı şiirlerinden seçmeler meydana getirmiştir.



Alî Şîr Nevâyî’nin Eserleri
1. Külliyât-ı Devâvîn:
Nevâyî edebiyatımızda 7 divan külliyatına sahip tek şairdir. Bu külliyâtı oluşturan divanlar şunlardır:
1. Bedâyiü’l- bidâye
2. Bedâyiü’l- vasat
3. Nevâdirü’l- nihâye
4. Nevâdirü’ş- şebâb
5. Fevâyiü’l- kiber
6. Hazaniü’l- Meânî
7. Farsça Divan

2. Mecâlisü’n- nefâis:
Türkçenin bildiğimiz ilk tezkiresi olan eser 461 şairi konu edinir.

3. Muhakemetü’l- lugateyn:
Nevâyî’nin bu eseri onun dil alanındaki milli duruşunu sergilemesi bakımından önemlidir. Farsça ile Türkçeyi mukayese eden bu eser de Türkçenin Farsçaya üstünlüğü gözler önüne serilmek istenmiştir. 1499’da kaleme alınan eserin 4 nüshası bulunmaktadır.

4. Mir’âtü’l- evzân:
Aruz vezni hakkında derli toplu bilgi vermeyi amaçlayan bir kitaptır. Nevâyî’nin bu eserde aruz vezninin yayılma nedenleri arasında Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerin bazısının bu vezne mutabık düşmesini söylemesi orijinal bir tespittir.

5. Hamse:
Hamse sahibi olan şair şu mesnevîleri kaleme almıştır.
1. Hayretü’l- ebrar (1483)
2. Leylâ ile Mecnûn (1484)
3. Ferhâd ile Şirin (1484)
4. Seba-yi Seyyâre (1484)
5. Sedd-i İskenderi (1485)
6. Lisânü’t- tayr

6. Çihl Hadis:
Nevâyî’nin hadis kitabıdır.
Şair birden fazla mahlas kullanan şairlerimizdendir. Farsça şiirlerinde ‘fânî’ mahlasını kullanmıştır.



Fuzuli’nin Belli Başlı Eserlerinin Listesi

Türkçe manzum eserleri
* Divan
* Beng ü Bade ( Beng ü Bâde)
* Leyla ile Mecnun (Dâstân-ı Leylî vü Mecnûn)
* Risale-i Muammeyat (Risâle-i Muammeyât)
* Kırk Hadis
* Su kasidesi
* Hz. Ali Divanı
* Şikâyetnâme

Türkçe mensur eserleri
* Hadikatü’s-Süeda (Hadîkat üs-Süedâ)
* Mektuplar (Mektubat)

Farsça manzum eserleri
* Divan
* Enis’ül-Kalb (Anîs ol-qalb)
* Heft Cam (sâkinâme)
* Resale-e Muammeyat (Resâle-e Muammeyât)
* Sehhat o Ma’ruz (Sehhat o Ma’ruz, Sıhhat u Maraz)

Farsça mensur eserleri
* Rind ü Zahid (Rend va Zâhed)
* Risale-i Muamma

Arapça eserleri
Dîvan
Matlau’l-itikad
Meyvelerin birbirleriyle münazarasından oluşan Sohbetti’l-Esmâr mesnevi 200 beyitten müteşekkildir. Fuzûlî bu eserinde meyveleri konuşturmak suretiyle dünya hâlini, insanların birbirlerine karşı olan tutum ve davranışlarını, bencil-ıklerini, kıskançlıklarını, geçimsizliklerini anlatmak istemiştir. Bu  eserden ilk fa Emin Âbid bahsetmiş ve onun Fuzûlî’nin olduğunu belirtmiştir. Fuad Köp-iji Abdülkadir Karahan ve Şedit Yüksel, içinde Fuzûlî’nin ismi geçmeyen, kavnaklarda ve külliyat yazmalarında bulunmayan bu mesnevinin Fuzûlî’nin ol­madığı görüşündedirler.

Sâkî-nâme adıyla da anılan Heft-câın adlı Farsça mesnevîsi 327 beyit olup aruzun “feûlün feûlün feûlün feûl” kalıbıyla yazılmıştır. Fuzûlî’nin tasavvuf! dü­şünceleri ile musikî hakkındaki bilgilerini ortaya koyan bu eser, bir mukaddime, yedi kısım ve bir hatime şeklinde tertip edilmiştir. Bir içki ve musikî toplantısı­nın anlatıldığı eserin her bölümünde şair, önce sakinin verdiği yedi câm (kadeh)’ı içer. akabinde kadehin verdiği neşeyle ney, def, çeng, ud, tambur ve kanun ile münazara eder. Baştan sona kadar tasavvufî olan Sâkî-nâme’yi Hasibe Mazıoğlu Farsça Dîvân’Yd birlikte yayımlamış (Fuzûlî.Farsça Dîvân, Ankara 1962. s. 673-712), Ali Nihad Tarlan ise tercümesini Farsça divanın tercümesiyle birlikte neşretmiştir (Fuzûlî’nin Farsça Dîvânı / Tercümesi), İstanbul 1950. s. 206-21). Muham­med Resul Mirza da. Sâkî-nâme’yi manzum olarak Çağatay Türkçesine çevir­miştir.
Fuzûlî’nin mensur eserleri arasında değerlendirilen Türkçe Mektuplar’ından ilki Nişancı Celâl-zâde Mustafa Çelebi’ye yazdığı mektup olup Şikâyet­name adıyla tanınmıştır. Fuzûlî bu mektubunda, Nişancı’nın kaleminden çıkmış olan bir “berât-ı hümâyûn” ile Bağdat vilâyeti gelirinin fazlasından kendisine de­vamlı verilmesi bizzat padişah tarafından emir buyurulan günde 9 akçeyi alama­dığını Nişancı’ya bildirmektedir. Fuzûlî’nin ikinci mektubu, Musul Mirlivası Ahmed Beg’in kendisine yazmış olduğu mektuba verdiği cevaptır. Bu mektup bir “iltifatname” ve “iştiyakname” mahiyetindedir.

Üçüncü mektup manzum ve mensur karışık olarak Ayaş Paşa’ya yazılmıştır. Manzum parçaların Farsça ve Arapça olduğu bu mektup, paşanın bir çocuğu olması üzerine kaleme alınmıştır. Dördüncü mektup yine manzum ve mensur karışık olarak Kadı Alâüddîn’e ya­zılmıştır. Son mektup ise, Kanunî’nin oğlu Şehzade Bâyezîd’in Fuzûlî’ye gön­derdiği anlaşılan mektuba cevaptır. Bu mektubun özellikle Fuzûlî’nin biyografi­si açısından önemli bir yeri vardır. Fuzûlî’nin bu mektupları Abdülkadir Karahan tarafından yayımlanmıştır(Fuzûlî’nin Mektupları, İstanbul 1948).

Rind ü Zâhid Fuzûlî’nin Farsça mensur bir eseri olup içerisine yer yer 75 rubaî, 54 kıt’a, 18 beyitlik bir mesnevî, bazı beyitler ve bir mısra serpiştirilmiş­tir. Eserin adı Kâtib Çelebi’nin Keşfü’z-zünûn’da Muhâvere-i Rind ü Zâhid, Le­ningrad Asya Müzesi’ndeki külliyatta ise Risâle-i Rind ii Zâhid olarak kayıtlıdır. Fuzûlî bu eserine tasavvuf! bir hava vererek dünya ve kâinata dair görüşlerini or­taya koymuş, kendi felsefesini Rind ile Zâhid’in ağzından dile getirmiştir. Eserin konusu Zâhid (baba) ile Rind (oğul) arasında geçen münazaraya dayanmaktadır.

Zâhid zahirî ilimlerin, Rind de batınî ilimlerin savunucusudur. Fuzuli o zamanki toplumda bulunan bu iki tipin, dolayısıyla bu iki tipin temsil ettiği dünya görü­şünün tartışmasını yapmıştır. Rind Fuzûlî’nin gönlünden geçenleri, zahid de dü­şüncesini ortaya koyar, sonunda şairin düşüncesi duygusunda birleşir. Eserin so­nunda Rind, Zâhid’in ibadet ve riyazetle uğraşıp dünya meylinden sakınma, na­siple yetinme, tasaya katlanma, heva ve hevesten uzaklaşma, çalışıp kazanma yolundaki öğütlerini tutarak tövbe eder; Zâhid ise kendisinin kesret Rind’in ise vah­dette olduğunu anlar. Riya tozundan temizlenir, aradan muhalefet kalkar, birlik ve anlaşma oluşur.

Fuzûlî son söz olarak: “Fânilik köyünde, akıllı ile deli birdir. Denizin dibinde taş ile inci danesi birdir. İyi ve kötü sayma işi ortadan kalkınca mescid ile meyhane birdir” der.Eser Tahran’da taşbasma olarak yayımlanmıştır d-nd ü Zâhid,Tahran 1275). Kemal Edib Kürkçüoğlu, Farsça metnini Mustafa Salim (Muhâvere-i Rind ü Zâhid, İstanbul 1285) ve Hüseyin Ayan (Rind İle Zahid, İstanbul 1993) ise Türkçeye çevirisini neşretmiştir.

Risâle-i Sıhhat u Maraz ve Rûh-nâme isimleriyle de anılan Hüsn ü Aşk, Sihâbeddîn-i Sühreverdî’nin Mûnisii’l-uşşâk adlı eserinden ilhamla Farsça olarak azılmıştır. Tasavvuf! ve alegorik bir eser olan Hüsn ü Aşk, aynı zamanda Fuzû­lî’nin tıbba dair bilgilerini de ortaya koymaktadır. Fuzûlî, ruhun beden ülkesine vaptığı yolculuğu anlattığı bu eserinde beden ülkesini o dönemki tıp ilmine göre açıklar. Eserde ruhun madde ile olan ilgisi, aslında güzellikten ayrı olmayan ru­hun hüsne âşık olarak onu beden ülkesinde araması, sonunda kendisini madde­den kurtararak hüsnü yani kendi kendisini bulması işlenmiştir. Görüldüğü gibi Fuzûlî bu eserinde, insan ruhunun çekmiş olduğu çeşitli acılar sonucunda temiz­lenerek nefsini öldürüp maddî hayattan uzaklaşması ve aşk sayesinde fenâfillaha ulaşmasını anlatmıştır.

Mesnevîde geçen bütün isimler tıbbî ve tasavvufî terim­ler olup bunlara kişilik verilerek maceraları anlatılmıştır. Eser Muhammed Ali Nasih tarafından yayımlanmıştır (“Sefer-nâme-i Rûh”, Mecelle-i Armağan, c. XI, Tahran, s. 418-24). Eser Lebib Efendi tarafından Türkçeye çevrilmiş ve iki kere bastırılmıştır (Fuzûlî Merhumun Sıhhat u Maraz Risalesi,İstanbul 1273; Fuzûlî’nin Sıh­hat u Maraz Risalesi, İstanbul 1282). Lebib Efendi’nin bu çevirisi, Ahmed Hamdi tarafından yeniden gözden geçirilerek Trabzon’da tekrar neşredilmiştir (Fuzûlî Merhumun Sıhhat u Maraz Risalesi. Trab.on 1327). Hüsn ü Aşk’mTürkçeye son çe­virisi Abdülbaki Gölpınarlı tarafından notlar ve açıklamalar ve Fransızcası ile Dirlikte yayımlanmıştır (Sıhhat ve Maraz Tercümesi, İstanbul 1940).

Risâle-i Mu’amma küçük bir Farsça risale olup Fuzûlî‘nin “ister ad, ister addan başka bir şey olsun, reniz ve ima yolundan bir maksada delâlet eden ke­mdir” şeklinde tarif ettiği muammalarını ihtiva etmektedir. Eserde 150 Farsça uamma yer almaktadır. Fuzûlî, eserinde yer verdiği bazı muammaların çözüm-‘«de göstermiştir. Bu risale Kemal Edib Kürkçüoğlu tarafından yayımlanmıştır. Fuzûlî’nin Muamma Risalesi”, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, c. VII, 1949, s. 61-109).


Şeyhi Başlıca Eserleri
 
- Divan
– Hüsrev ü Şirin
– Harnâme
 
Ayrıca edebi eserlerinin yanında tıpla ilgili eserlerden kaleme almıştır:
- Kenz-ül Menafi
– Harnâme
– Neynâme
 
 
Eserlerinden örnek
Gazel
Ölme gönül firaak ile Îsâ-nefes gelür
Yanma ciger figaan ile feryâd-res gelür
Can bülbili teferrüc-i dîdâr kılmasa
Firdevs bostânı gözüne kafes gelür
Her bî-haber ne bile mahabbet safâsını
Nâ-merde aşk u derd hevâ vü heves gelür
Bilmez kimesne kaafile-i dûstdan haber
Geh geh budur kulaguma bang-ı ceres gelür
Şeyhî ko peşpeşeyi dahı şehbâzı kıl şikâr
Sîmürg-i himet olana âlem meges gelür
(Vezin: Mef’ûlü failâtü mafâilü fâilün)
0 kişi beğendi

Benzer Sorular

Çözüldü Ali sabanci kimdir?
Açık Şirket
Çözüldü Şeyhülislam Nedir


Hareket Dökümü

Online Üyeler

Ayarlar
Bu bölüm hazırlanıyor..

Birşey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin