[ Odevi.Org ]

  • 
  • 
  • 


2
Okunma
122
Cevap
2
Soru :

Hikaye türünün Türk edebiyatındaki yeri nedir

Bölüm: Edebiyat
Durum: Açık
Tarih: 5 ay önce
0 kişi takip ediyor

Cevap Ver

Verilmiş Cevaplar


15



5 ay önce # Cevap : BUYUR İNTTEN BULDUM İNŞ DOĞRUDUR :D 


H İ K Â Y E İlk Çağ Anadolu’sunda masal ve tarihi olayları anlatan eserlerle oluşmuştur. Orta Çağda özellikle Hindistan’da “Binbir Gece Masalları” sağlam bir hikâye geleneğinin varlığını bildirmektedir. Bu gelenek, Arapçadan yapılan çevirilerle Avrupa’ya masal, efsane ve rivayetler şekliyle yayılmıştır.
Hikâyeye bugünkü anlamda ilk edebi kimlik kazandıran İtalyan yazar Boccacio’dur. 16. yüzyılda yazdığı “Decameron” adlı eseriyle ilk öykü örneğini vermiştir. Rönesans’ın etkisiyle de 19. yüzyıl edebiyatının en yaygın türü olmuştur.
Bizde, destanlar, halk hikâyeleri ve masallarla eski bir temeli olan bu tür, 14. ve 15. yüzyılda “Dede Korkut Hikâyeleri” ile çağdaş hikâye tekniğine yaklaşmıştır.
19. yüzyılda Tanzimat’la gelen yeniliklerle birlikte batılı anlamda ilk örneğini Ahmet Mithat Efendi “Letaif-i Rivayet ( söylene gelen güzel şeyler ) adlı eserini yazarak vermiş; “Kısadan Hisse” ile bu türü geliştirmiş, Sami Paşazade Sezai “Küçük Şeyler” adlı eseriyle modern hikâyeyi oluşturmuştur. Servet-i Fünun döneminde ise en güzel hikâyeleri Halit ziya Uşaklıgil ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu vermiştir. Bağımsız bir tür olma özelliğini ise Milli Edebiyat döneminde Ömer Seyfettin’le kazanmıştır.
TANIMI: Yaşanmış ya da yaşanabilecek şekilde tasarlanmış olayları kişilere bağlı olarak belli bir yer ve zaman içinde anlatan türe hikâye diyoruz.
 
HİKÂYENİN UNSURLARI
1) OLAY: Hikâyede üzerinde söz söylenen yaşantı ya da durumdur
2) KİŞİLER: Olayın oluşmasında etkili olan ya da olayı yaşayan insanlardır.
3) YER: Olayın yaşandığı çevre veya mekândır.
4) ZAMAN: Olayın yaşandığı dönem, an mevsim ya da gündür.
5) DİL VE ANLATIM: Hikâyenin dili açık, akıcı ve günlük konuşma dilinden farklı olarak, etkili sözcük, deyim atasözü ve tamlamalarla zenginleştirilmiş güzel bir dil olmalıdır.
Anlatım ise iki şekilde olur:

     Hikâye kahramanlarından birinin ağzından yapılan anlatım yani “hikâyede birinci kişili anlatım” diğer adıyla kahraman anlatıcının bakış açısı
     Yazarın ağzından yapılan anlatım yani anlatılanlar “hikâyede üçüncü kişili anlatım” şeklinde olur.


HİKÂYEDE PLÂN: 
Hikâyenin planı da diğer yazı türlerinde olduğu gibi üç bölümden oluşur; ancak bu bölümlerin adları farklıdır. Bunlar:
1) SERİM: Hikâyenin giriş bölümüdür. Bu bölümde olayın geçtiği çevre, kişiler tanıtılarak ana olaya giriş yapılır.
2) DÜĞÜM: Hikâyenin bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümdür.
3) ÇÖZÜM: Hikâyenin sonuç bölümü olup merakın bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür
Ancak bütün hikâyelerde bu plân uygulanmaz, bazı öykülerde başlangıç ve sonuç bölümü yoktur. Bu bölümler okuyucu tarafından tamamlanır.
 
Ö Y K Ü Ç E Ş İ T L E R İ

Hikâye, hayatın bütünü içinde fakat bir bölümü üzerine kurulmuş derinliği olan bir büyüteçtir. Bu büyüteç altında kimi zaman olay bir plan içinde, kişi, zaman, çevre bağlantısı içinde hikâye boyunca irdelenir. Kimi zaman da büyütecin altında incelenen olay değil, hayatın küçük bir kesiti, insan gerçeğinin kendisidir Bu da öykünün çeşitlerini oluşturur. Buna göre

1) OLAY ( KLASİK VAK’A ) HİKÂYESİ: Bir olayı ele alarak, serim, düğüm, çözüm plânıyla anlatıp bir sonuca bağlayan öykülerdir. Kahramanlar ve çevrenin tasvirine yer verilir Bir fikir verilmeye çalışılır; okuyucuda merak ve heyecan uyandırılır. Bu tür, Fransız yazar Guy de Maupassant ( Guy dö Mopasan) tarafından yaygınlaştırıldığı için “Mopasan Tarzı Hikâye” de denir
Bu tarzın bizdeki en önemli temsilcileri: Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Reşat Nuri Güntekin’dir.

2) DURUM ( KESİT ) HİKÂYESİ: Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz Belli bir sonucu da yoktur. Merak ve heyecandan çok duygu ve hayallere yer verilir; fikre önem verilmez, kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır.
Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için “Çehov Tarzı Hikâye” de denir.
Bizdeki en güçlü temsilcileri: Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Tarık Buğra’dır

3) MODERN HİKÂYE: Diğer öykü çeşitlerinden farklı olarak, insanların her gün gördükleri fakat düşünemedikleri bazı durumların gerisindeki gerçekleri, hayaller ve bir takım olağanüstülüklerle gösteren hikâyelerdir.
Hikâyede bir tür olarak 1920’lerde ilk defa batıda görülen bu anlayışın en güçlü temsilcisi Fransız Kafka’dır Bizdeki ilk temsilcisi Haldun Taner’dir. Genellikle büyük şehirlerdeki yozlaşmış tipleri, sosyal ve toplumsal bozuklukları, felsefi bir yaklaşımla, ince bir yergi ve yer yer alay katarak, irdeler biçimde gözler önüne serer.

1 kişi beğendi
0



4 hafta önce # Cevap : HİKAYE
Olmuş ya da olması mümkün olan olayları anlatan kısa sanat eserleridir. Gerçekleşmesi mümkün bir olayı yer, zaman ve kişi belirterek işleyen sanatsal kısa yazılara hikâye denir.

Hikayenin (Öykünün) Genel Özellikleri:

Hikâye, insan hayatının bir kısmını, yer ve zaman kavramına bağlayarak anlatır.
Hikâyede olay veya durum vardır. Olay ya da durum şahıslara bağlanır; olay veya durumun ortaya konduğu mekan ve zaman belirtilir; bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatım ile işlenir.
Öykülerde düşündürmekten ziyade, duygulandırmak ve heyecanlandırmak ön plandadır.
Öyküler (hikayeler), gerçek veya hayal ürünü bir olayı kısa biçimde işler.
Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, çoğunlukla önemli bir olay veya sahne aracılığı ile tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesi ile roman ve diğer edebiyat türlerinden ayrılır.
Hikâye, olay eksenli bir edebiyat türüdür. Öyküde temelde bir olay mevcuttur ve olaylar genellikle yüzeyseldir.
Hikâyeler daha çok yazarların anılarını anlatması biçiminde ortaya çıkar.
Hikâye kısa bir edebi tür olduğu için bu yapıtlarda fazla teferruata girilmez. Olayın veya durumun öncesi, sonrası okura sezdirilir. Okur, birtakım sözcüklerden yararlanarak ve düş gücünü kullanarak kişiler ile ilgili veya olaylar ve durumlar ile ilgili hükümlere ulaşabilir.
Hikâyeler Avrupa’da roman ile yaklaşık olarak aynı zamanlarda ortaya çıkmıştır. Özelikle Realizm akımının etkili olduğu tarihlerde öykü türü müstakil bir edebi tür olarak kendisini göstermiştir.
Tek bir olay vardır. Olaycıklar yoktur.
Şahıs kadrosu dardır.
Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir anı içinde anlatılır.
Yapı Unsurlar:

1) Olay: Hikâyede üzerinde söz söylenen yaşantı ya da durumdur

2) Kişiler: Olayın oluşmasında etkili olan ya da olayı yaşayan insanlardır.

3) Yer: Olayın yaşandığı çevre veya mekândır.

4) Zaman : Olayın yaşandığı dönem, an mevsim ya da gündür.

5) Dil Ve Anlatım : Hikâyenin dili açık, akıcı ve günlük konuşma dilinden farklı olarak, etkili sözcük, deyim atasözü ve tamlamalarla zenginleştirilmiş güzel bir dil olmalıdır.

Anlatım ise: iki şekilde olur Hikâye kahramanlarından birinin ağzından yapılan anlatım “hikâyede birinci kişili anlatım” ; Olayı uzaktan gözlemleyen üçüncü kişi ağzından yapılan anlatım é tarafsız bakış açısıyla yapılan anlatım Her şeyi bilen küşü ağzından yapılan anlatım “ İlahi bakış açısıyla “

Hikayede Plan:

Hikâyenin planı da diğer yazı türlerinde olduğu gibi üç bölümden oluşur; ancak bu bölümlerin adları farklıdır. Bunlar:

1) Serim: Hikayenin giriş bölümüdür.Bu bölümde olayın geçtiği çevre , kişiler tanıtılarak ana olaya giriş yapılır.



2)Düğüm : Hikayenin bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümdür.

3)Çözüm : Hikayenin sonuç bölümü olup merakın bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür

Ancak bütün hikayelerde bu plân uygulanmaz , bazı öykülerde başlangıç ve sonuç bölümü yoktur .Bu bölümler okuyucu tarafından tamamlanır.

Roman ve Hikaye Arasındaki Farklar Nelerdir?

Romanda ana bir olay etrafında pek çok yan olay gerçekleşirken hikâye tek bir olay üzerine kurgulanır.
Romanda şahıs kadrosu genişken hikâyede dardır.
Romanda zaman ve yer hikâyeye göre daha geniş kapsamlıdır.
Kısacası hikâyelerde olaylar ayrıntıya inilmeden anlatıldığı için romanın özeti gibidir.
İki çeşit hikâye vardır:

Olay (Klasik Vak’a) Hikâyesi

Bir olayın serim – düğüm – çözüm planı dâhilinde anlatıldığı hikâyelerdir.
Dünya edebiyatında Fransız hikâyeci “Guy de Maupassant” tarafından ilk örnekleri verildiği için Maupassant Tarzı Hikâye olarak da adlandırılır.
Türk edebiyatında en önemli temsilcileri “Ömer Seyfettin” ve “Refik Halit Karay“dır.
Durum (Kesit) Hikâyesi

Olayın yalnızca bir kesitinden ve kişinin o anki ruhsal durumundan yola çıkarak yazılmış hikâyelerdir.
Duygu, tahlil ve gözleme önem verilir.
Serim-düğüm-çözüm planına bağlı değildir.
Dünya edebiyatında Rus hikâyeci “Anton Çehov” tarafından ilk örnekleri verildiği için Çehov Tarzı Hikâye olarak da adlandırılır.
Türk edebiyatında önemli temsilcileri “Sait Faik Abasıyanık” ve “Memduh Şevket Esendal“dır.
14. yüzyılda İtalyan yazar Boccacio tarafından yazılan Decameron dünya edebiyatında hikâye türünün ilk başarılı örneği kabul edilir.

Türk edebiyatında hikâye alanındaki ilkler şunlardır:

İlk hikâye denemesi: Müsameratname (Emin Nihat)
İlk yerli hikâye: Letaif-i Rivâyât (Ahmet Mithat Efendi)
Batılı tarzda yazılmış ilk küçük hikâye örnekleri: Küçük Şeyler (Samipaşazade Sezai)
Yeterli Gelmedi mi Hiç Sorun Değil, Aşağıdaki Sayfalarımızla da İlgilenebilirsiniz:))

Hikaye, Çeşitleri, Yazarları (Muhammet Yüce)
Roman ve Hikaye
Hikaye Özellikleri ve Çeşitleri
Hikayeler
Umarım doğrudur ☺
0 kişi beğendi

Benzer Sorular



Hareket Dökümü

Online Üyeler

Bugün En Çok Okunanlar
Ayarlar
Bu bölüm hazırlanıyor..

Birşey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin